KADIRGA YAYLASINA YÜRÜYÜŞ (2)
Sinice Köy merkezinde, kahve avlusunda iki üç masaya oturmuş, çay sohbeti yapan köylülere selam verip, yan tarafta boş bir masaya oturduk.
Sinice Köy merkezinde, kahve avlusunda iki üç masaya oturmuş, çay sohbeti yapan köylülere selam verip, yan tarafta boş bir masaya oturduk. Önce bize garip garip baktılar. Sonra teker tekeür"hoşgeldiniz" dediler. Kahveci bizi görmüştü. Masamıza üç bardak çay koydu. Yorulmuştuk. Bir nefeste içtik. Birisi "tekrar için" dedi. "Olur" dedim.
İçlerinden bir kaçı tarafından sorgulandık.Yolumuz hakkında sır vermedik.Çünkü bu bölgelerde gezinen PKK unsurları var deniliyordu.
Yarım saat dinlendikten sonra çay ocağına uğradım."Hesap ödendi" dedi.Kapıdakilere teşekkür edip Kadırga istikametine doğru yollandık.
Hava parçalı bulutlu, yol boyu vadiler güneşli idi.
Gene bir sohbet açtık.Konu çok.Her birimiz ardı ardına lafa giriyoruz.Sadece bol çilekli kısımda susup, salkım salkım yer çilekleri toplayıp, avuç avuç ağzımıza atıyoruz.Bazen gelen bir telefona cevap veriyor.Uzun uzun konuşuyoruz.Yoĺ hafif bayır.Ama kıvrım kıvrım.Kıvrımlardan karşımızda ne güçlü bir yol olduğunu kavramak süpriz değil.Ta ufuktaki uzak kıvrımları görüyoruz.Yanımızdan her renk arabalar geçiyor.Korna vurup selam veriyor.
Öğleden sonra Güllü Alan levhası yazısı bulunan,çamlar içinde geniş bir çimenlik yere vardık.Kenarında karataştan yapılmış bir kahve,önünde de bir araba duruyor.
-Sapalım varsa çay içelim dedim.
Çimen kenarında,kapısı açık kahveye girdik.İçi temiz ve ferah.Bir masada dört kişi oturmuş laf ediyor. Selam verdik. Boş masadan birine oturduk.O kadar yol geldik ki,Adeta çöktük.
Biz istemeden çayımız geldi. Elimizde eski model çep telefonları var. Telefona baktım."Dişleri"açık.İçimden "tekefonlar çekiyor" dedim.
Dinlenirken Peş peşe iki araba daha geldi.Arabadan büyük bir ızgara çıkardılar. çimene koydular.Çalı çırpı ile ızgarayı yaktılar.Öncekiler masa üstüne gazete serip,poşetlerinden tavuk ve koyun eti çıkardılar. Hepsi ızgaralık ayarlanmış.Kapıdaki ızgarada kızaran etleri tek tek içeri taşıyor,iki şişe rakının bulunduğu masaya geltiriyorlardı.Biri bize" buyurun beraber yiyelim "dedi.Arkadaşlara göz ettim."Teşekkür ederim.Biz tokuz" dedim.
Dışarıda
Çok yoğun yağmur başladı.Sağanak yağış çinko üstünde tıkırdıyor,bizim de uykumuz geliyordu.Sıcak soba karşısında mayıştık. Izgara içeri alındı. Koku kahveyi sardı. Şişeler bardaklara kondu.Havaya kalktı. "Şerefe " denildi.
Biz ayağa kalktık."Arkadaşlar bize müsaade, size afiyet olsun"dedik.
Yağmurun şiddeti biraz olsun denmişti.Hafif yağış devam ediyordu.Kahvenin üstüne doğru uzanan çam ağaçlarının altından,araba yoluna paralel yürümeye başkadık.Daha 500 metre ancak yürütmüştük ki; yağmur tekrar şiddetlendi.Nerdeyse sel götürecek.Yol kenarında bulunan uzun çam ağaçlarının dibine oturduk, yağmurun dinmesini beklemeye başladık.Ağaç pürlerinden düşen damlalar çiğerlerimize inmeye çalışıyor.
Yarım saat geçti.Mademki biraz ıslandık.Gerisi önemli değil diyerek yola çıktık.Yağmur önce ciseye döndü.Sonra hava sıyırdı,güneş çıktı.Şükredip yürümeye koyulduk.Sağ yanımızda uzanan Dorukgeriş köyü obasının başında yokuş bitti.Düzledik.Çam ormanları arasında yeni açılmış,geniş bir toprak yola vardık . (Devam edecek)

























0 Yorum