BU NASIL MUHTAR
Son model Suv araçlı, il dışı ziyaretlere koruma ve özel dosyalarla giden, ayakkabısı maaşından pahalı muhtar…
Muhtar deyince aklınıza ilk gelenler nelerdir?
Ben aklıma gelenleri sıralayım çocukluktan kalma gözlemlerimle:
Okul bahçesindeki gerilimli seçim günü
Akşamına lastik yakma, teneke çalma
Devam eden bir hafta sıkıyönetim, ara sıra kavga
İlk iki ay karşı tarafsa işin düşsede muhtarlığa uğrama
Sonra küçük bir imaj(!) değişikliği;
Bol bir pantolon, orantısız bir ceket
Devam eden günlerde,
Oy vermeyene bolca husumet
Bel kemiği bir bekçi (hep yanında)
Arayınca okey masasında…
Deri askılı kılıfta mühür
Etrafında kim varsa rahat, hür…
Sabah saatinde başlayan ‘ilan!’ anonsları
Pazarları bayrak çekim kavgaları
Akrabadan su parası almama
Yakınlara imam salması salmama…
Jandarma komutanı ile samimiyet
Yalakalarda tam teslimiyet
Camide cenazede en ön saf
Hizmete gelince arka taraf…
Bu saydıklarım 2000’li yılların başı, bir kısım fotografik anılar da 90’ların sonu.
Şimdi gelelim asıl meseleye…
Bir yıl kadar önce ‘kendini telef ettin sana Ankara’ya gel birlikte olalım dedim dinlemedin’ diyen ekabirden bir tanıdığım bu sözünün üstünden yıllar geçende beni aradı. ‘Yeşil memleketinde arkadaşımız var ona yardımcı ol’ dedi. Emrivakinin iş yapmayacağını bildiği için de ‘o zamanı gelince seni bulur’ diye eklemeyi ihmal etmedi.
Meşhur saat hediyesi olayının vuku bulduğu sıralarda telefonum çaldı. Basın toplantısı için davet edildim. Belediye başkanın hediye ettiği saatin tantanası dönedursun omuzuma bir el dokundu. Biraz görüşmek istediğini söylese de en son ayakta kalmaktan yoruldum oturalım mı diye rica etmek zorunda kaldım.
Muhtarmış…
Son model Suv araçlı, il dışı ziyaretlere koruma ve özel dosyalarla giden, ayakkabısı maaşından pahalı muhtar…
Her gün bir takım elbise, yedekleri milyonluk arabasında, kafelerde VIP salonlarda görüşmeler yapan muhtar.
Sonra bir bakıyorsun halk günü yapmış kolları sıvayıp çay dağıtıyor vatandaşa…
Değişik.
6-7 ay yakınen tanık olduğum birkaç izlenimimi paylaşayım sonra sorumu sorup konuyu kapatayım.
Bir muhtar Ankara’da herkesi nasıl tanır?
Çoğu çalışmamı belediye istemiyor beni rakip görüyorlar buna çok gülüyorum’ nasıl der?
Dönemin içişleri bakanı ile İstanbul’da görüştü mü görüştü ise ne görüştü?
Bakanlıkta Daire Başkanı olan isim bir dönem daha bekleyin diye niye der kendilerine? Ne için ? Hangi dönem?
Sinam Ateş’in taziyesi için merhumun baba evine gittiğinde Bursa’da kiminle görüştü?
Belediye Başkan Yardımcılarından en çok kimi sever?
Siyasette mi daha mahir olmalı bir muhtar ticarette mi?’
Bağımsız adaylık için gece gündüz koştururken kim aradı da son saatte partili aday olmaya karar verdi?
Hangi güç ve irade ile bir belediye başkanı gibi çalışıyor bu desteği kimden ve nerelerden buluyor?
Genel merkeze mülakat için çağrıldığında içeri aday adayları dışında kimse alınmazken telefon açıp ismini verdim sende gelebilirsin demişti. Hangi Genel Başkan Yardımcısı’nın torpillisi acaba?
Bizim muhtar bayram ziyaretlerinde bari rahat etsinler diye düşünmeyip mezalığı harap halde bırakırken bu nev’i şahsına münhasır arkadaş nasıl 3 bin kişilik iftar programları düzenleyebiliyor?
Devlet ona mı o devlete mi çalışıyor hala çözemedim…
Bu sıralar yine hareketlilik varmış. Nasıl olsa yollarımız kesişir. Onu soru yağmuruna tutacağım.
Şimdi son cümlemde soru mu tekrarlayım:
Bu nasıl Muhtar?

























0 Yorum